Onu anlamak ve Ona anlatmak

Yıllardır sayısızca iletişim tanımıyla karşılaşmışızdır. Kısaca içinde kaynak, mesaj, alıcı, yöntem ve dönüt kelimelerinin geçtiği cümlelerin tümü diyebiliriz. Doğru iletişim için bu ögelerin tümüne ihtiyacımız vardır. Ayrıca kendimizi ifade ederek ve karşımızdaki kaynağı etkin dinleyerek doğru iletişimi kurmuş oluruz. Peki, çocuklarımızı doğru anlıyor ve onlara kendilerini ifade etme fırsatı sunuyor muyuz? Kendimizi doğru ifade ediyor ve anlaşılıyor muyuz?
Genelde hayır.
1.Duygudaşlık
Doğru iletişim kurmak, karşı tarafı doğru anlamak, kendimizi ona anlatmak çoğu kişi için çok zordur. Ancak empati kurmak bizim en önemli yardımcımızdır. Bir kişi doğru empati kuruyorsa karşı tarafı bütünüyle anlamış ve kendini onun anlayacağı şekilde ifade etme şeklini bulmuş olur . Doğru empati kurmak kendi hislerimiz, duygularımız, ruhumuzdan koparak; karşımızdaki ruha bürünerek; onun hisleri, duyguları ve bütünüyle karakterine sahip olduğumuzu hissederek; onun hayat konumunda bulunduğumuzu düşünerek başarılır. Biz bir kişiyi tüm benliğini ele alarak duygudaşlığı sağlayabiliyorsak karşı tarafı anlamamak imkânsızdır. Çünkü her davranışımızın; bakış açımızın etkisiyle bir sebebi varken tek eksik bunu görebilmek kalmaktadır.
Bir baba çocuğunun elinde kendi telefonunu gördükten sonra kızgın yüz ifadesiyle çocuğun elinden telefonu aniden çekti. Çocuk şaşkınca babasına baktıktan sonra babasının haline şaşırıp tebessüm etti. Babası çocuğun tebessümüne daha çok sinirlendi. Çocuk bu davranışını her fırsat bulduğunda tekrarlamaya başladığında babası fazlaca sinirlenerek uyarılarını tekrarladı. Ancak çocuk bu davranışına halen devam ediyordu. Sanırım hepimizin birilerinde şahit olduğu bir tablo bu.
Neden tekrarlıyor diye düşündüğümde fazlaca sebep arasından ağır basan birkaç tanesini seçtim.
• Babasının yüz ifadesinin abartılı olması dikkatini çekti.
• Babasını daha önce hiç bu kadar ilgili görmedi.
• Babasının dikkatini çekmeyi istedi.
• Çocuk babasıyla bir oyun kurmuştu.
Şimdi bakıyorum da tekrar; ben çocuğun yerinde olsam ben de alırdım. Babamdan büyük bir ilgi, şiddetli ses, ilginç yüz ifadesi…

2.Açıklık
Açıklık anlaşılmaktır. Öğrencilerimizin işitme ve anlamlandırma kabiliyetleri göz önünde bulundurarak kendimizi ifade etmeliyiz. Her öğrencinin özellikleri dikkate alınarak ve o öğrenci için ayrı bir iletişim yolu izleyerek anlaşılmak mümkündür.
Anlaşılmakta Zorlandığımız Öğrenciler İçin Öneriler
• Göz kontağı kurarak cümle söylenmelidir.
• Cümle gereksiz kelimelerden arındırmalı, kısa ve net ifadeler kullanılmamalıdır
• Soyut anlamlı kelimelere yer verilmemelidir
• Kelimeler yalın halde kullanılmalıdır.
• Söylenilen kelime/cümle ile resim birleştirilebilir.
• Cümle dramatize edilebilir.
• Cümledeki nesneler aynı anda öğrenciye gösterilebilir.
• Cümle bir yönerge ise yönerge öğrenci ile beraber yerine getirilebilir.
• Cümledeki duygu/durumu mimiklerle ifade edilebilir.
• Öğrencinin ilgisini çeken konularla birleştirilebilir.
• Öğrencinin dikkatini çekecek ses tonu tercih edilmelidir.

3.Bağ

İnsanlar yeni karşılaştıkları veya ailesinden olmayan kişilere karşı daha çekingen dururlar. Ancak kendimize yakın hissettiğimiz birkaç dostumuza aynı ailemizden biriymiş gibi davranırız. Onun yanında çok rahat ve özgür hisseder, rahatça kendimiz oluruz. Dostlarımızla bu samimiyetimizi ortak yaşantılar, güven hissi, kendi ruhsal seviyemizde görüşümüz ile kurarız. Bu konuşma ve ilişki özgürlüğünü çocuklarımıza da sağlamak için onlarla dost olmalıyız. Onların güvende ve rahat hissetmesiyle ve saf iki taraflı açıklıkla doğru iletişim kurmalıyız. Çocuklarımızı, öğrencilerimizi dost edinmemiz bize kendilerini ifade ederken daha dürüst ve açık olmalarını sağlayacaktır. Bunun için öğrencinin özelliklerini çok iyi gözlemleyerek onun seveceği ve ona uygun olan bir dost profilini kafamızda oluşturmalı ve ona bürünmeliyiz. Bunu yaparken öğrencinin ilgilerini, ihtiyaçlarını göz önünde bulundurmalı ve onu mutlu edecek etkinliklere yer vermeliyiz.
Öncelikle çocuğun zihnine girmeli, onun gibi düşünmeli, onun gibi davranmalıyız. Çocuğun nasıl birisi ile rahat anlaşabileceğini tahmin ederek bu kişi gibi davranmalıyız. Çocuğu olduğu gibi kabul etmek, onun seviyesinde espri yapmak ve cümleler kurmak, onu güldürmek, eğlenceli oyunlara yer vermek, samimiyet kurmak, duygu ve düşüncelerimizi samimi bir şekilde anlatmak, ben dili kullanmak, sık sık ‘’seni anlıyorum.’’ gibi cümleler kurarak kendisinin anlaşıldığını ve ona hak verdiğinizi belirtmek ve ona saygı duymak, yargısız tepki vermek, ifade etmesine yardımcı sorular sormak, seçenek ve alternatifler sunmak, tahammül seviyenizi yüksek tutmak, onu vücut dilinizle dahi onaylamak ve dinlemek iyi bir dost olarak sizi seçmesini sağlayacaktır. Unutmamalıdır ki dostlar hem iyi arkadaş hem de öğretmendir. Her zaman iyi bir dost olmanızı diliyorum.
,
Sevgili aileler, bir ailedeki iletişim şekli nasılsa bu çocuğa aynen yansımaktadır. Ailede ki iletişim olumlu ise çocukta olumlu iletişim kurmaktadır. Her zaman sabırla dinlemeyi ve sabırla tepki vermenizi diliyorum. Ailenizde her zaman olumlu iletişimi sağlamalısınız. Sevgilerimi ve saygılarımı sunuyorum.

Sena Kantar
Özel Eğitim Uzmanı
DKA Kartal Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezi
Yakacık Çarşı Mahallesi Gülşen Sokak 11-1 Yüce belde Sitesi -Kartal – İSTANBUL
0216 309 99 91 – 0 546 218 6 218

Bir cevap yazın

İsim *
E-posta *
İnternet sitesi